Psikolojik Danışmanlık

Çocuk ve ergenlerde görülen Psikiyatrik bozuklukların tedavisinde psikoterapilerin önemli bir rolü vardır. Uyguladığımız tüm psikoterapötik yaklaşımların ortak amacı ; çocuğun / ergenin var olan potansiyelini etkin hale getirmek, özgüveni arttırmak, psikiyatrik belirtilerin sıklık ve şiddetini azaltmak, çocuğun psişik olgunlaşmasına katkıda bulunmaktır. Çocuk ve ergenlerde ve merkezimizde kullandığımız psikoterapi yöntemlerine şunlar örnek verilebilinir; bilişsel-davranışçı terapi, aile terapisi ve oyun terapisi. Bu yöntemler belirli eğitimler almış Uzman Klinik Psikoloğumuz tarafından uygulanmaktadır
Korku, canlı varlıkların veya görünen veya görünmeyen olaylar karşısında gösterdikleri en doğal tepkidir. Korkuda korkulan şeyin kaynağı bellidir. Bebeklikten hatta annenin hamilelik döneminden çocuğun ergenlik dönemine kadar sıkça rastlanan bir durumdur. Çocukların bilmedikleri çok şey olduğundan korkularının olması normal karşılanmalıdır. Çocukların yaş dönemlerine göre korkular değişiklik göstermekte ve zamanla ortadan kaybolmalıdırlar. Fobi ise; herhangi bir yaş özelliği değildir ve uzun süre devam eder buda çocuğun yaşamını sınırlandırabilir. Çocukluk fobilerinin önüne geçilmezse yetişkinlikte de devam eder ve bu nedenle gereken önlemler alınmalıdır.
İnatçılık, çocuğun duygusal gelişiminin bir sonucudur ve çocuğun istenmeyen bir davranışı tekrarlaması olarak karşınıza çıkar. Özellikle çocuk kendisini ayrı ve bağımsız birey olarak hissetmeye başladığı 1-3 yaş arasında otoriteye karşı ( Anne, baba, öğretmen vb ) kullanır. Bu yaş aralığında sürekli itiraz etme ve hemen herşeye “hayır” deme halindedir. İnatçılığın süresi ve yoğunluğu çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemine, mizaç özelliklerine, anne-babanın çocukla kurduğu iletişime ve yaklaşıma, çevreye göre değişebilir. Bu durumda yaşanan zorluklar nedeni ile bir uzman desteği alınması faydalı olacaktır.
Davranım bozukluğu durdurulamayan, yıkıcı, saldırganca tutum ve yaşa uygun olmayan biçimde kuralları hiçe saymayı içeren bir klinik tablodur. Bu çocuklar ve ergenler saldırgan tutumlarıyla çevrelerine, hayvanlara veya eşyalara zarar verebilirler. Kişisel çıkarları uğruna hırsızlık yapabilirler. Sıklıkla kavga başlatırlar ve yaptıklarından utanç, pişmanlık duymazlar. Kural bozucu bir diğer davranışları sık sık okuldan kaçmaya çalışmalarıdır. Bu bozukluğun belirtileri yaş, fiziksel güç ve zeka düzeyi ile ilgili değişiklik gösterir. Bu bozukluk 5-6 yaşlarında başlayabilir. Şiddeti ( hafif,orta,ağır) kişiden kişiye değişkenlik gösterir.
Çocuklarda depresyon gelişim dönemlerine göre değerlendirilir. Dil gelişimi yeterli düzeyde olmayan ( 7 yaş öncesi ) çocuklarda yüz ifadesi, uyku bozukluğu, yemek yeme istememe, içe kapanma, çok ağlama gibi belirtiler eşlik edebilir. İntihar düşünceleri ve girişimleri genellikle ergenlik döneminde görülür. Klinik olarak depresif çocuklar üzgün görünümlü, yavaş hareket eden, monoton bir sesle konuşan, kendilerini olumsuz olarak değerlendiren çocuklardır. Okul başarısızlığı da olabilir. Bu durum çocuğun ergenin yaşantısını olumsuz etkileyen ve kısıtlayan bir gidişat gösterir. Profesyonel bir destek alınmasıyla tanı konulabilinir. Oyun terapisi, bireysel psikoterapi tedavinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.
Okul korkusu çocuğun okula gitmek istememe ve gitmeme durumudur. Çocuğun okul korkusu uyum sağlamasını olumsuz etkiler ve akademik başarısının düşmesine sebep olur. En fazla çocuğun ilkokula başladığı dönemde ortaya çıkmakla birlikte anaokulu başlama zamanı ve ilerleyen yıllarda görülür. Genellikle çocuklar ailesine bağlı olma, sosyal ilişki kurmakta güçlük çekme, utangaçlık ve onay bekleme gibi özellikler gösterir.
Obsesyon; kişinin isteği dışında ortaya çıkan ve bilinç alanına zorla giren ısrarı düşünceler olup kompulsiyon ise bu düşüncelerden, korkulardan kurtulmaya yönelik yapılan davranışlardır. Çocuklarda bazen obsesyon olmadan kompulsiyon olabilir ve bunun bilinçli olarak farkında olmazlar. İlkokul çağında en sık görülen kompulsiyon sayma ve simetri, erken ergenlikte aşırı yıkanma, titizlikle ilgili ritüellerdir. Uzun saatler üretken olmayan şekilde ödev yapan, yazdıklarını sürekli silip yazan, ayrıntılara fazlaca takılan, yıkanırken bol su, sabun tüketen,eşyalarının ellenmesine karşı hoşgörüsü olmayan çocukları obsesif kompulsiyon bozukluk açısından değerlendirmek gerekmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda 2 yaşında çocuklarda bile bu tanı konduğu belirlenmiştir.
Dilmer Eğitim Danışmanlık