Kekemelik

Dilmer Eğitim Danışmanlık

Kekemelik, akıcılığın göze çarpıcı bir şekilde bloklar, tekrarlar veya uzatmalarla kesilmesidir. Bloklar konuşma esnasında konuşmanın bir anda kesilmesi ('a--- nne'), tekrarlar bazı hecelerin veya sözcüklerin tekrar edilmesi ('ba ba ba ba babaanne', 'ben ben ben ben ben geldim'), uzatmalar ise bazı seslerin gereğinden fazla uzatılması ('ssssssssepet') anlamına gelir. Bu durumlarda kekeleyen birey ne söylemek istedğini çok iyi bilir, fakat akıcı bir şekilde dile getiremez. Kekemelik bir hastalık veya engel değildir ve kişinin duygu ve düşünce durumundan oldukça etkilenmektedir.

Kekemelikte sıklıkla ikincil semptomlar görünmektedir, örneğin kekeleme esnasında göz kırpma, yumruk sıkma, masaya vurma gibi davranışlar meydana gelebilir. Bazen konuşmadan çekinme veya korkma gibi durumlarda gözlemlenir.

Kekemeler sıklıkla kaçınma veya gizleme davranışları edinirler. Birinci durumda (kaçınma) birey, konuşmaktan büyük ölçüde kaçar. Bu durum sosyal izolasyona kadar götürebilir. İkinci durumda ise (gizleme) birey, 'zor' gelen sözcükler yerine eş anlamları kullanmaya gayret eder ve böylelikle kekemeliğini 'gizler'.

Dil ve konuşma terapisinde kekeleyen bireyler ve aileleri duruma karşı duyarsızlaşır, böylelikle kaçınma veya gizmleme davranışı gibi oldukça yorucu olan durumlar ortadan kalkar. Aynı zamanda iletişimine içeriğine konsantre olunduğu için daha rahat bir iletişim sağlanır. Kekemeliğin semptomları, yine dil ve konuşma terapisi ile kontrol altına alınabilir.

Kekemelik, mutlaka dil ve konuşma terapisinden destek alınması gereken bir durumdur. Dil ve konuşma terapistleri, durumu değerlendirip, terapiye ihtiyaç olup olmadığını ve ailenin nasıl yardımcı olabileceği konusunda bilgiler aktarırlar.

Kekeme Çocuğuma Nasıl Yardımcı Olabilirim ?

Çocuklarının kekelediğini ilk fark ettiklerinde anne ve babaların yaşadıkları kaygı ve korku elbette ki çok anlaşılır duygulardır. Ne olduğunu ve neden olduğunu bilmedikleri önemli bir sorunla başa çıkmaları gerekmektedir. Bu durumda endişeli olmaları ve çocuklarına nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda kafa karışıklığı yaşamaları son derece doğaldır. Sizlerle paylaşacağımız bilgiler kekemelikle ilgili bu süreçte neler yapabileceğiniz ve belki daha da önemlisi hangi hatalardan uzak durmanız gerektiği konusunda olacak. Ancak sayılan tavsiyelerin yeterli olmayabileceği ve mutlaka bir dil ve konuşma terapistinin desteğine başvurmanız gerektiğini de hatırlatmak isteriz.

Kekemelik Sorunu Olan Çocuklara Zarar Verebilecek Aile Tutumları

• Acıma, endişe, kaygı gibi duyguların çocuğa davranışlar yoluyla yansıtılması,
• Kekelediği durumlarda sabırsız, aceleci veya öfkeli tutumlar sergilemek,
• Kekelediğinde bu durumdan dolayı çocuğun suçlanması, hor görülmesi veya ceza ile tehdit edilmesi,
• Konuşmasında kekeleme sorunu olmayan kardeşleriyle veya yaşıtlarıyla mukayese edilmesi,
• Kekeleyerek ifade ettiği isteklerinin görmezden gelinmesi,
• Kekelediği zaman konuşmasının kesilerek yeniden aynı kelime veya cümleyi kekelemeden söylemesinin istenmesi,
• Konuşmaya başlamadan önce durup düşünmesi gerektiğinin belirtilmesi,
• Kekeleyen çocuğun yerine cevap vermek,
• Kekeleyerek söylemeye çalıştığı kelimelerin onun yerine tamamlanması,
• Zorlandığı harf veya sözcükler yerine başka sözcükler tercih etmesini tavsiye etmek,
• Konuşmaya başlamadan önce nefes almasını hatırlatmak,
• Günlük yaşantısını düzenleyen belirgin ve önceden çocuğa bildirilmiş kuralların olmaması,
• Kekeme çocuğun yaşına ve gelişimsel düzeyine uygun olmayan beklenti ve taleplere maruz bırakılması,
• Sürekli zaman baskısı altında olması ve günlük rutinleri çabuk yapması gerektiğine dair sıkça uyarılması kekeme çocuğa zarar verebilecek davranışlarıdır.

Kekemelik Sorunu Olan Çocuklara Uygun Tepkiler

Dilmer Eğitim Danışmanlık • Yaşamakta olduğu kekeleme sorununu görmezden gelmeyin ve onun için bu konu hakkındaki duygularını paylaşmasına elverişli ortam yaratın. Ona herkesin zaman zaman konuşmayla ilgili güçlükler yaşayabileceğini söyleyin.
• Kekeleme nedeniyle zorlandığı bazı durumlarda onu rahatlatacak bir şeyler söyleme ihtiyacı duyabilirsiniz. Böyle zamanlarda herhangi bir kaygı, endişe, suçlama ya da acıma ifadesi kullanmadan “Bu kelime seni yordu galiba” veya “Bazen konuşmak zor oluyor değil mi?” gibi ifadeler kullanın.
• Kekeleme içeren konuşmalarını dinlerken sabırlı olun. Göz kontağını hiçbir şekilde koparmayın.
• Sözünü bitirmesini mutlaka bekleyin ve bitirdikten sonra cevap vermek için acele etmeyin.
• Elinizden geldiği kadar yavaş konuşmaya çalışın.
• Kekeme çocuğunuza sürekli sorular sormayın. Özellikle de cevabını bildiğiniz sorular yöneltmekten kaçının.
• Konuşurken ses tonunuza ve yüz ifadenize çok dikkat edin. Sözcüklerinizle ifade etmediğiniz olumsuz duygularınızı beden diliniz açığa vurabilir.
• Doktor ziyareti veya bir doğum günü partisi gibi özel durumlar için çocuğunuzu önceden başına ne geleceği konusunda bilgilendirin. Böylece yaşayacağı kaygı azalacaktır.
• Çocuğunuzun öğretmenini ve yakın çevresinde olup onunla ilgilenen kişileri durumundan mutlaka haberdar edip, nasıl bir tutum izlemeleri gerektiği konusunda bilgilendirin.
• Kekemelik ortaya çıkar çıkmaz bir dil ve konuşma terapistinin değerlendirmesine başvurun.

Ülkemizde bu alanda yani dil ve konuşma terapisi özelinde eğitim görmüş uzmanların sayıca çok az olması nedeniyle oluşan açıktan faydalanan, aslında dil ve konuşma terapisi konusunda eğitim görmemiş pek çok kişi bulunmaktadır. Kekemelik konuşmadaki belirtileri dışında psikolojik etmenlerin önemli rol oynadığı bir konuşma bozukluğudur. Bu nedenle sorunun çözümü için odaklanılması gereken asıl mesele süre değil, sürecin nasıl yönetildiğidir.

15 günde kekemeliğe son verdiğini iddia eden kurumlarda uygulanan belirli sürelerde konuşma yasağı halihazırda yaşadığı konuşma bozukluğu nedeniyle psikolojisi hassas durumda olan bireyleri son derece olumsuz etkilemektedir. Bu uygulamanın hiçbir bilimsel temeli olmadığı gibi sürdürülebilmesi çok zor olduğu için insanlar üzerinde büyük bir baskı yaratmakta ve sözde dil ve konuşma terapisini büyük olasılıkla takip edecek olan başarısızlığa kılıf edilmektedir.

Ayrıca söz konusu merkezlerde 6 yaş altı çocuklara okuma yazma bilmedikleri için müdahale edilmemekte, aileler dil ve konuşma terapisi için henüz erken olduğu yönünde yanlış bilgilendirilerek evlerine yollanmaktadır. Halbuki kekemelikte dil ve konuşma terapisinin en başarılı olduğu dönem okul öncesi yaş grubudur. Bu dönemin kaçırılması son derece vahim bir hatadır. Küçük yaş grubu söz konusu olduğunda unutulmaması gereken bir diğer durum kekemeliğe eşlik eden herhangi bir dil probleminin olup olmadığıdır.

Kekemeliğe ek olarak dilsel bir geriliğin varlığını tespit edecek kişi alanda eğitim görmüş dil ve konuşma terapistliği mezunu uzmanlardır. Dilsel olarak geri olan bir çocuğa dil terapisi uygulanmadan sadece kekemeliğe müdahake edilirse süreç başarısız olacaktır.

Son olarak tüm dil ve konuşma bozukluklarında olduğu gibi, kekemelikte dil ve konuşma terapisinin de mutlaka bu alanda yani dil ve konuşma terapistliği alanında eğitim görmüş uzmanlar tarafından yürütülmesi gerektiği unutulmamalıdır.